SON DAKİKA

Türk İlaç Sektörünü Hedeflediğimiz Noktayı Taşıyacağız

Bu haber 18 Mart 2019 - 17:08 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Tekirdağ Şube Başkanı Ahmet Candan:

“Türkiye olarak yerli ve milli üretimle bu rekabetin içinde, olabilecek en güçlü şekilde yer almalıyız. İlaç sektörü gelişimi, bildiğiniz gibi, Ar-Ge yatırımlarıyla doğru orantılıdır. Bu alanda yapılan yatırımları artırmamız, sektörün ilerlemesi ve ülkemizin dünya pazarlarındaki yerinin yukarılara taşınması için elzemdir.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Afyonkarahisar Şube ev sahipliğinde “Yerli İlaç Üretimi ve Termal Sağlık Turizmi” konulu “Vizyoner Anadolu Buluşmaları: Afyonkarahisar” programı düzenlendi.

MÜSİAD Tekirdağ Şube Başkanı Ahmet Candan ve Yönetim Kurulu üyeleri katılımlarıyla gerçekleştirilen programa , MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, TC. Sağlık Bakanı Yardımcısı Prof. Dr.Muhammet Güven, Orman ve Su İşleri Eski Bakanı Veysel Eroğlu, Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail BALIK, Türk Eczacılar Vakfı Başkanı ve Ak Parti İstanbul Milletvekili Ecz. Mehmet DOMAÇ, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurullah OKUMUŞ konuşmacı olarak yer aldı.

Program sonunda değerlendirme yapan Şube başkanı Ahmet Candan, Türkiye’nin giderek büyüyen bir ilaç pazarına sahip olduğunu ve 2017 yılında 24,26 milyar liraya ulaşarak dünyada 17.sıraya yükseldiğini vurguladı.  Yerli ilaç üretiminin yaygınlaştırılmasının elzem olduğuna dikkat çeken Kaan, sektördeki ithal ilaç hâkimiyetinin kırılması gerektiğini belirtti. Kaan, “ Türkiye artık ilaç üreten ve ihraç eden ülkeler sıralamasında en tepe noktayı hedeflemelidir. Bu konuda siyasi irade güçlü bir duruş sergiliyor. Bizlerin de politika yapıcılar, özel sektör, üniversiteler ve STK’lar olarak bir araya gelerek yerli ilaç üretimini bir an önce, sektörü ithal mecburiyetinden kurtaracak düzeye taşıması gerekiyor. Teşvik mekanizmaları kurularak, yerli üreticilerin desteklenmesi ve üretim koşullarının kolaylaştırılması öncelenmeli. İlaç sektörün, dünya çapında son derece çetin bir rekabet ortamı olduğunu biliyoruz. Fakat şartlarımızı doğru değerlendirip geleceği okuyabilirsek, Türk İlaç Sektörünü, hedeflediğimiz noktaya taşıyabilmek için önümüzde hiçbir engel yok.” dedi.

Önleyici Sağlık Hizmetleri Konusuna Öncelik Verilmeli

İlaç sektörünün dünyada en hızlı gelişen sektörlerden biri olduğunu belirten Candan;

“Türkiye olarak yerli ve milli üretimle bu rekabetin içinde, olabilecek en güçlü şekilde yer almalıyız. İlaç sektörü gelişimi, bildiğiniz gibi, Ar-Ge yatırımlarıyla doğru orantılıdır. Bu alanda yapılan yatırımları artırmamız, sektörün ilerlemesi ve ülkemizin dünya pazarlarındaki yerinin yukarılara taşınması için elzemdir. Fakat diğer yandan benim özellikle altını çizmek istediğim bir konu daha var: Tüm bu gelişmeleri desteklerken, sektörün ilerlemesini sağlarken, bir yandan da “önleyici sağlık hizmetleri” konusunu da öncelememiz gerekiyor. Bu, hem gereksiz ilaç tüketiminin önüne geçerek israfı önlememizi hem de uzun vadede sağlıklı bir toplumu inşa etmemizi sağlayacaktır.” diye konuştu.

Tesis Sayısı Artırılmalı

Önleyici sağlık hizmetleri ve turizme etkisi konusunda da değerlendirmelerde bulunan Candan, “Önleyici sağlık hizmetleri, en az ilaç sektörünün gelişimi kadar üzerinde durup düşünmemiz, geleceğe yönelik yol haritası belirlememiz gereken bir konudur. Afyonkarahisar, termalin başkenti diyoruz; termal tedavi yöntemleri, ülkemizde ve dünyada son derece yaygın ve kabul görmüş bir tedavi yöntemidir. Fakat aynı zamanda önemli de bir “koruyucu yöntem”dir termal. Dünyada termal turizme baktığımızda, ülkelerin bu alanda büyük yatırımlara yöneldiğini, turizm gelirini artırmaya yönelik olarak özellikle bu alanda uzun vadeli planlamalar yaptığını görüyoruz. Bugün Japonya’nın sadece Beppu  şehrine, yılda 12-13 Milyon kişi termal turizm kapsamında seyahat ediyor. Toplam 1500 kaplıcada 100 milyon kişi, termal turizm tesislerinden yararlanıyor. Yanı sıra Almanya, Rusya, Fransa, İsviçre gibi birçok ülkenin, termale ciddi yatırımlar yaptığı biliniyor. Ülkemiz de termal turizm potansiyeli bakımından, dünyadaki rakipleriyle çok rahat yarışabilecek düzeyde. Afyon, Yalova, Pamukkale, Çeşme, Kızılcahamam ve Bursa başta olmak üzere farklı bölgelerde 1300 dolayında termal ve içme suyu kaynağımız bulunuyor. Turizmde bildiğiniz gibi, doğal, tarihi ve kültürel varlıklarınızın olması bir değerdir; fakat bunları turizme açarken, altyapı ve tesis noktasında da gelişme göstermeniz gerekir. Ülkemiz bu konuda büyük bir yol katetmiş, dünya standartlarında tesisler inşa ederek turizme kazandırmıştır. Fakat tesis sayısını daha da artırarak, standartları yerli ve yabancı turisti tatmin edecek şekilde belirleyerek yol almamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.