İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
USD33,02
EURO35,95
GBP42,79
BIST11.156,20
GR. ALTIN2.547,92
BTC2.217.712,23
19 Temmuz 2024, Cum
  1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. TAM 30 YIL GEÇMİŞ

TAM 30 YIL GEÇMİŞ

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

30 yıl önce, dünyanın en etkili yapay zeka ürünü Dark Avenger isimli bilgisayar virüsü ilk defa Türkiye de bir yazılım tarafından tespit edilip silinebilmişti. Ağ teknolojilerinin gelişmediği bir dönemde olmasına rağmen, yıllar boyunca, milyonlarca bilgisayara bulaştı ve kullanıcıların kabusu oldu. Tespit edilmesini önleyen değişken motor teknolojisine sahipti. Sadece 1056 bayt uzunluğunda olan bu canavarı BULMA ve SİLME işlemini ilk kez başardık. Üzerinden, çeyrek asır geçmiş… Şimdi Ar/Ge (Araştırma/Geliştirme) yahut Ür/Ge (Üretim/Geliştirme) filan diyorlar ya; o zamanlar bunların adını bile duyan yoktu! Sadece, İTÜ’nün Maslak kampüsünün İstinye yönündeki uç noktasında bulunan Vadi Yurdunda, orta bölümdeki tuvaletlerin arasında bulunan karanlık bir odada, 386 DX40 işlemcili bir bilgisayarın başında Assembler diline takıntılı birkaç genç vardı. Sabahlara, akşamlara, gecelere, gündüzlere bakmadan okuyan, yazan, çizen gençler!

ŞİMDİ TROJAN MODA AMA:

Trojan (truva atı yazılımları) yapmak amatör işi. İnternet’in olmadığı, hatta bilgisayar ağlarının bile yok denecek düzeyde olduğu bir dönemde virüs teknolojileri ile dünyadaki bütün bilgisayarlara erişenler günümüzde trojan’a ihtiyaç duyar mı?
Şu anda, "yaygın işletim sistemleri yüklü bilgisayarlarda yüklü yazılımlardan yararlanarak bütün bilgisayarlara girmek mümkün" diyebiliriz. Yeter ki; telli yahut telsiz bir şekilde bağlı olsun. Bu, güveniliri bilgisayar yoktur demenin başka bir yolu. Artık virüsler sistem geliştiricilerinin dükkanlarında yazılıyor. PARDUS gibi projelerle Türkiye bu saldırılardan izole olmaya çalıştı ama izin vermediler… Artık virüsler makro pencerelerinde VPN ve FTP kanallarını kontrol etmek için yazılıyor. Piyasadaki işletim sistemlerinin üreticilerinin bile bilmediği yayınlanmamış portları var. Bunlara hakim olamayan, bilmeyen ufaklıklar da gidiyor kendi kapılarını açmak için trojan yazıp gönderiyor… Piyasada bilinen hekır mekır denenlerin hepsi ayak takımı… Büyük operasyon yapan geliştiriciler var. Küçük program parçacıkları yazıyorlar. Bu parçacıklar o kadar iyi kurgulanmış ki kaynak kodu elinde olsa bile içindeki zehirli kodu çıkaramıyorsun. Bu program parçalarını yazılım geliştiricilerin, programcıların üye olduğu forumlar siteleri ve mail grupları aracılığı ile yayıyorlar. Çok güzel işlevleri olan program parçaları bunlar. (Plug-in yahut tool dediğimiz şeyler bunlar) Beleşçiler de bu parçacığı alıp kendi kodlarına gömüyor. Bu beleşçiler öyle fazla ki; inanamazsınız.

KRİPTOLU TELEFON YAZILIMI

Geliştirenlerden tutun da yerli diye reklamları yapılan ama tümüyle ithal parça ve teknolojiler ile montajlanan televizyon ve bilgisayarlara kadar her alanda beleşçilerin tasarladığı ürünler kullanılıyor. Hatta daha da ileri gidelim: İşlemci üreticilerinin 1999’dan beri çekirdek mimarisine niye E2 ve E3 ROM koyduğunu bilen var mı? Mesela PC’lerde işlemci ROM undaki 1MB romda ne yüklü? Yahut mobil sistemlerde kullanılan kompakt çekirdeklerdeki işlemci ile entegre, gömülü romlarda ne var? Biliyor musunuz? 3:) Kripto filan diye geveleyenler kriptonun “a”sından habersiz… Sadece hazır bir iki dilde belletilmiş uygulamaları tekrarlar dururlar…

KAMU OLAYA NE KADAR HAKİM?!

İTHAL donanımlar üzerine kurulu, ithal işletim sistemleri, ithal geliştirme ortamları, ithalderleyiciler ile YERLİ YAZILIM ÜRETİLEMEZ! Dahası, bu yazılımlar ticari şirketlere ait operatörler üzerinden, sahibi olmadığınız bir ağı kullanarak birbirine bağlanıp iletişim kuruyorsa, -kusura bakmayın ama- kimse bu sisteme MİLLİ filan diyemez! ("Milli" derken Amerika demek isteniyorsa tamam, o zaman eyvallah!) Satın-al-kullan modelini tercih eden her irade ithal ettiklerinin üreticisine boyun eğmeye mahkumdur!

Hep sevgi ile kalın.

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
TAM 30 YIL GEÇMİŞ
Yorum Yap
Bizi Takip Edin