Kim beni neyden kurtarsın?

Haber Tarihi: 25 Aralık 2019 - 12:17

*Tekrar merhaba, farkındayım #40SabahErkenKalk yazısının devamı gelmedi, çünkü zinciri kırdım, o nedenle yeniden başlayınca yazacağım, bu ara ölüm kapımızda yine yüzünü gösterdi, hareketli günler yıl sonu nedeni ile arttı, anlayışınıza karşılık yürek dolusu sevgi veriyorum.

Spiritüel Dünya, Psikoterapi Seanslar…

33 yıllık ömrümün yaklaşık 5 yılını sürekli birilerinin beni bir şeylerden kurtarması için kullandım. Şöyle ki… İlk olarak çeşitli ortamlarda yapılan sohbetler ve gördüğüm rüyalarla başladı bu kurtulma hikâyem.

2006 yılında babamı kaybettikten sonra sadece 3 gün geçmişti ki rüya serüvenim başladı. Bu rüyaların bir kısmı bilinçaltı, bir kısmı sahiden bağlantı meselesi idi benim için. Gizli yapacağım şeyler için bile rüyalarımda onu görüp, ondan azarlar işitmeye başlamıştım. Sonunda satın alacağım eve kadar gösterme durumuna gelince bu bende artık bir yerden sonra yaşayan aile bireylerimle bağ kurmak yerine iki dünya arası mekik dokuyarak, babamla olan bağımı güçlendirdikçe güçlendirmeye sebep oldu. Sonra okuduğum bir kitapta  “aile dizimi” diye bir şey ilgimi çekti hemen gidip araştırdım, bir sürü isim vardı bunu yapacak ve bir sürü merkez. Ben kendime en yakın olanı ve yapacak uzmanı da içime en sinen niyetiyle seçtim. Gün belirlendi, saate karar verildi. Seansa girmeden önce herkese çok heyecanlı olduğumu neler göreceğimi, duyacağımı merak ettiğimi söyledim ve telefonumu kapadım.

İlk kurtulma hikâyem böylece başlamış oldu. Bu seans toplu olarak yapılan aile dizimi seansı idi. Yani ben bireysel olarak aile dizimi yaptırmadım. Sadece seansta pasif değil aktif olmak istediğimi söyledim, böylece seansı yaptıran kişinin sorunları gün yüzüne çıkarken benim de var olanlarım çıkacaktı. Ve çıktıda… Bu seansın sonunda ortaya çıkan şey beni yerle bir etmişti.

Seans esnasında babamı seslendiren şahıs “lütfen beni artık rüyalarına çağırma” dediğinde nefesim kesildi. Hemen ardından annemi seslendiren şahıs ise “beni sevmiyor, hep babasını seviyor, beni çok ihmal ediyor” dediğinde de ikinci kez nefesim kesildi. Ben bu seanstan sonra birkaç saat öylece bir restourantın ortasında durdum. Akşam olup eve geçtiğimde annem kapıyı açtığında ona “anne seni çok seviyorum” dedim o da bana baktı ve gülümsedi, bende seni seviyorum dedi. Bu an itibari ile anneme ne veriyorsam onu aldığımı fark ettim. Çünkü ona ilk kez onu sevdiğimi söylemiştim ve o da bana.

Böylece rüyalara son verdim, babamla değil gerçek hayatta yanımda olan annemle paylaşmayı öğrendim, hayatımda bir şey daha çözülmüştü. Ama bitmedi, bu kez de başka şeyleri sorgulamaya başladım.

Çok istediğim ancak bir türlü olmayan bir şeyi istiyordum. Yine her zamanki gibi tüm araştırmaları tamamlayıp sorun olmadığını gördükten hemen sonra bu kez yine “beni evrendeki hangi duygu tutuyor?”, “yine neden olamıyor?”, “buna ne izin vermiyor?” diye düşünmeye başladım. Sonra bir kitap okumaya başladım “Kadın Olmak” isimli. Kitap çok tesadüfî elime ulaşmıştı ilk başladığımda saçma bulmuştum, ortalara doğru geldikçe kitabın içine dalasım vardı, kitabın bir sayfasında ilginç bir kürtaj hikayesi anlatılıyordu ve “Regresyon” yazıyordu.

Neydi bu regresyon, işte yeni bir şey bulmuştum belki de benim de sorunumu bu yöntemle çözerim diye düşündüm ve hemen bunun da uzmanını bulup gittim. Karşısına oturdum, başladık sohbete, nedir dedim bu regresyon anlattı, sonra sana da uygulayalım ister misin dedi çok kısa… Neden olmasın dedim.

Ben o çok istiyorum ama şu sebeplerle olmuyor dediğim her şeyin, sadece ben hazır olmadığım için, tüm hayatımı değiştirmesini kabul edemediğim için geri dönüşünün olmadığını bildiğim için olmadığını anladım. Çünkü hazır değildim, henüz güvenmiyordum, kendimi bu değişime hazır hissetmiyordum ve her zamanki gibi süresi belirsiz, iadesi olmayan bir durumu kabul edemiyordum. Böylece insanları suçlamaktan vazgeçerek, kendimi de bu şekilde kabul ederek, olayı da akışına bırakarak çözdüm.

Bitti mi? Hayır tabiî ki. Bu bir kurtuluş hikayesi, biter mi, bitmez.

Baktım hayatımda ki birçok sorun evrende bir başka duygu ya da spiritüel olayla çözülüyor ben de bu sarmalda yuvarlanmak ve tüm sorunlarımı çözmek istedim. (TÜMÜ ÇÖZÜLMÜYOR, ÇÖZÜLENLERİN YERİNE YENİSİ HEP GELİYOR)

Çocukluğumdan bu yana fark ettiğim ama olgunlaşmakla birlikte artık emin olduğum bir sorun daha vardı. “Elimde 100 tl param var ve önümde de 10 tl olan bir çiçek, ben o çiçeği satın alabilecek maddi ve manevi güce sahibim ancak onu almak için zorlanıyorum, ya çiçekçi yerinde olmuyor ya hediye paketi yırtılıyor ya son anda yetişecekken bir adım farkla o son çiçeği bir başkası alıyor vs vs vs” Yani kısacası ben elimde imkanlar dahi olsa almam gerekeni hep zor alıyorum. Başladım sormaya “neden?” Bir de sürekli yanarak ve boğularak ölmekten çok korktuğumu hatırlıyorum kafamın içinde. Yine bir sohbet ortamında herkes kendi hayatından bir sıkıntıyı anlatırken ben de bunu söyledim, bir kısım insan şaşkın baksa da bir kısmı doğru dedi. Biri de bak “Kuantum Düşünce” diye bir şey var. Bir uzmanı var bu işin, tanıdığımız seni ona götürelim dediler. Tamam dedim işte oldu, bir uzman daha hadi bakalım bundan ne çıkacak, sonra nasıl kurtulacağım diye kendi içimde bir sürü cümle ardı ardına kuruldu ve düştüm yola. Uzmanımız bana “Geçmiş Yaşam” seansı uygulayacağım dedi. Tamam dedim. Ne olabilirdi ki? Benim geçmişim dediğimiz o zamanlar sadece 28 yıldan ibaretti. (Yani ben öyle sanıyordum)

Seans için bir odaya girdik içeride sadece beyaz bir tahta ve birkaç sandalye vardı. Uzman ile karşılıklı oturduk, bana “neyi çözmek istiyorsun?” diye sordu. Ben de “elimde imkan olmasına rağmen sahip olmak istediklerime sahip olmak için hep zorlamak zorunda ve fazla yorulmak zorunda kalıyorum” dedim. Bu da ben de artık bir şeyler için çabalamama durumu yaratmaya başladı, çünkü nede olsa zorlanacağım deyip üşenmeye, ardından vazgeçmelere başladığımı söyledim.

Uzman: “Tamam, içeriye eğitmenleri alacağım, sen şimdi tahtaya adını yazar mısın sadece” dedi, yazdım ve yerime oturdum. İçeriye 1 erkek 4 kadın girdi, onları tanımıyordum, onlarda beni. Hayatımızda ilk kez orada karşılaştık. Her biri sıra ile tahtaya baktılar ve etrafa savruldular, yalnız savrulurken hepsinin yaptığı spesifik hareketler vardı, bir tanesi öyle bir hareket yapmıştı ki o bendim. Neyse daha fazla uzatmayayım, detaylar bana kalsın, günün sonunda hayatımın bu kadar zor olmasının ana yıllar önce NURAN isimli iki bebeğin hayatını kaybetmelerinin ardından, bu kez de o ismi bana vermiş olmalarıydı. Yani sizin anlayacağınız ruhlarını tamamlayamadan ölen bu iki bedenin ismini taşıdığım için onların ölüm şekli hep korkum olarak kalmış ve bu da hayatımın her anını zorlaştırmama neden olmuş. Bunu öğrenip eve gittiğimde tüm aile şoka girmişti çünkü babam dahil o iki bebekten ve bu geçmişten hiç bahseden olmamıştı, bunu kimin anlattığını sorduklarında söylediklerimle onlarda şoka girmişlerdi. İşte bu da çözüldü.

Kısacası geçirdiğim tüm bu süreçler aslında kendiliğinden bir mucizeye sebep olmadı, bunu zamanla anladım, ama hepsi sadece farkındalığımın gelişmesine sebep oldu. Hepsi olan olayları olduğu gibi kabul etmemi, korkuların ben istemediğim sürece var olamayacağını, tüm çözümlerin kendi içimde saklı olduğunu bulmamı sağladı. Yani tam teslimiyet dedikleri noktaya varmamı sağladı.

Şimdi evrene tam teslimim, olana sevinme duygum deli gibi coşmuyor olmayana deli gibi kahrolmuyorum.

Yaşadığım bir şeyler olduğunda kendimle bir alaka kuramıyorsam “nasıl olur” demiyorum geçmişten vardır bir durumu diyebiliyorum.

Yani bazen bazı yaşadıklarımız sadece bizim için değildir. Bir sorun olduğunda “Neden oldu, neden ben, ne zaman biter, şimdi ne yapacağım?” demiyorum. “Olması gerekiyormuş, ben baş edebilirmişim ki bana gelmiş, bitmesi gereken zamanı kendiliğinden gelecek ve o zaman zaten bitecek, şimdi olduğu gibi kabul edip yaşamıma devam etmeliyim” diyorum.

Sevgi ve huzur yakanızı bırakmasın…

Not: Devamı son 2 yıl, tam bir fiil psikiyatri eşliğinde sağlıklı düşünmeyi öğrenme süreci. Bir sonraki yazıda…

BU HABERİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ
Nuran BAŞYURT[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.