SON DAKİKA

Çorlu MHP Binasına Ak Saray Afişi

Haber Tarihi: 12 Şubat 2015 - 8:00

Konuyla ilgili açıklama yapan MHP Çorlu İlçe Başkanı Cüneyt Ergün: “Ak saray, inşaatı sürecinde yaşanan hukuki skandallar nedeniyle de halkımız arasındaki tabiriyle de Kaçak Saray diye tabir edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı bir süredir  kamuoyunun dikkatini meşgul etmektedir. Binanın yapıldığı arsanın tarihi sit alanı olmaktan çıkartıldığı günden, inşaatın tamamlanıp açılışının yapıldığı güne kadar gelen süre içerisinde yaşanılan haksız ve usulsüz hadiseler kamuoyu nezdinde Cumhurbaşkanlığı  Sarayı’nı tartışılır ve şaibeli bir konuma getirmiştir” dedi. Ergün açıklamasını şöyle sürdürdü; “Öncelikle sarayın sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken Başbakanlık Yeni Hizmet Binası olarak inşaatına başlanması, daha sonra Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması üzerine Cumhurbaşkanlığı Sarayı olarak hizmete geçirilmesi Devlet Yönetimi ve demokrasimiz adına ayıptır. Zira, şahıslar için veya şahıslara göre devlet kurum ve binalarını tanzim etmek demokratik ve hukuki teamüllerle bağdaşmaz” diye konuştu.

Sarayın maliyeti ise halkımız nezdinde büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştur diyen Ergün: “TOKİ’nin maliyetini açıklamaktan imtina ettiği saray, sayın Cumhurbaşkanı’nın kendi deyimiyle bin 150 odalı ve 500 milyon dolara, Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek2in deyimiyle de 1 milyar 370 milyon liraya mal olmuştur. Bu maliyetin neticesi olarak Cumhurbaşkanlığı bütçesi geçen yıla oranla yüzde 97 oranında arttırılmış, buna mukabil başbakanlık bütçesi ise yüzde 0.5 oranında düşürülmüştür. TBMM bütçesi ise yüzde 1.7 oranında arttırılmıştır. Sarayın bütçeye getirdiği bu muazzam yükü giderebilmek için ise 2015 yılında vergi gelirlerinde yüzde 10,7 sağlanması hesaplanmıştır. Her ne kadar inandırıcı olmasa da resmi enflasyon oranının üstünde kalan bu vergi artışının vatandaşımızın sırtında nasıl bir yük oluşturacağı hepimizin malumudur” şeklinde konuştu.

Ergün ayrıca: “Cumhurbaşkanlığı Sarayı 1992 yılında doğal ve tarihi sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerinde, kamuoyunu tatmin edecek ve meşru sayılabilecek bir hukuki süreç yaşanmadan, hakkında 2 mahkemelerce durdurma kararı verilmesine rağmen, AKP hükümetlerinin çeşitli dönemlerde yaptıkları yasal düzenlemelere dayanarak inşaa edilmiştir. Bu durum kamuoyu vicdanında Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı tartışılır ve şaibeli bir konuma getirmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu süreç içerisinde güçleri yetiyorsa yıksınlar demek suretiyle bu sarayı milletin tamamının Cumhurbaşkanı olup, tamamını kucaklamak için değil, aksine zıtlaşarak sarayı, sadece kendisine oy veren kesimle diğer kesim arasında bir savaş kalesi konumuna getirmiştir. Cumhurbaşkanlığı makamının Türk Demokrasisi içerisinde ifade ettiği yer açısından bu son derece vahim bir durumdur.

Diğer yandan Sayın Cumhurbaşkanı’nın başkanlık hayalleri ile cumhuriyetin demokratik temayüllerini değiştirip karar ve yönetim mekanizmalarını tek elde sarayda toplayıp, kendisini de dünyada hiç bir başkanlık sisteminde olmayan süper yetkilerle donatma merakının izdüşümü olan saray Türk siyaseti ve demokrasisi açısından tam manasıyla bir padişahlık düzenini hatırlatmaktadır. Özellikle sayın Cumhurbaşkanı sözde Selçuklu’nun, Osmanlı’nın hatırasını yaşattıkları iddiası adına, sarayda askerlere eski kıyafetler kostümler giydirdikleri gibi, ülke yönetimini de TBMM’den yeni yaptırdıkları Saraya taşımakla kendilerince de Osmanlı-Selçuklu kostümü giydirdikleri zannındadırlar. Ancak unutulmamalıdır ki Türkiye Cumhuriyeti yönetimi kostümlü baloya benzemez. Askerlere kostüm giydirmeniz, oturduğunuz binaya saray demeniz sizi Osmanlı veya Selçuklu İmparatorluğu yapmaya yetmez.

1 Amerikan dolarının 2.5 Türk Lirasına bedel olduğu bir ülkede Beyaz Saray’ın 6 katı büyüklüğünde bir saray yaptırmak yeni Türkiye anlayışı değil diktatörler dönemi eski dünya anlayışının bir ürünü olabilir ancak. Kefenle yola çıktıklarından bahsedenlerin saraylarda padişahlığa heves etmesi ise ancak perhiz ve lahana turşusu ilişkisiyle açıklanabilir” açıklamasında bulundu. Ergün açıklamalarını şöyle sonlandırdı: “Bugünlerde yaşadığımız saray tartışmaları İslam tarihinde Ebu Zer’in Muaviye’nin sarayı karşısında şu söylediklerini akla getiriyor. Ey Ebu Sufyan’ın oğlu, eğer ki bu sarayı halkın parası ile yaptırdınsa hırsızlıktır, yolsuzluktur. Eğer ki bu sarayı kendi paranla yaptırdınsa israftır, haramdır. Derhal yık bu sarayı

BU HABERİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.