Tekirdağ Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan son gelişmeler, CHP tabanında derin sorgulamalara neden oldu. Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’ın, parti grubunun çizgisinden saparak AK Parti ve MHP’li meclis üyeleriyle paralel bir tutum sergilemesi, “parti disiplini ve dayanışma” ilkesini zedeleyen bir kırılma anı olarak kayda geçti. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer’in, Manisa’da vefat eden Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in cenazesinde olması nedeniyle meclise katılamadığı oturumda, CHP grubunun birlik görüntüsü zedelendi. Başkan Yüceer’in uzlaştırıcı ve kurumsal tutumundan yoksun kalan toplantı, Akay’ın yüksek sesli eleştirilerine ve muhalefetle kurduğu geçici ortaklığa sahne oldu. Vahap Akay’ın gündeme alınmayan otopark önergesini tekrar meclise taşıyarak yaptığı konuşmada, doğrudan CHP’li meclis üyelerini hedef alması şaşkınlık yarattı. “Red verenleri anlayamıyorum” ifadeleriyle başlayan sözleri, yerel bir dosyayı kişisel polemik alanına dönüştürdü. CHP grubunun büyük bölümünün teknik eksiklikleri esas alarak karar verdiği bilinirken, Akay’ın meseleyi siyasi zemine çekmeye çalışması tepki topladı.
CHP GRUBU İLKELİ DURUŞUNU BOZMADI
CHP’nin yıllardır emek verdiği kurumsal yapı, ortak akıl ve birlikte karar alma geleneği, bu son çıkışla yara aldı. Teknik görüşleri tamamlanmamış bir dosyayı, grup kararını hiçe sayarak tekrar gündeme almak, sadece parti disiplinini değil, yerel yönetim anlayışını da sorgulatır hâle getirdi. Akay’ın konuşmasına en güçlü desteğin AK Parti ve MHP’li meclis üyelerinden gelmesi ise dikkat çekici bir başka boyuttu. Çerkezköy Belediyesi’ne ilişkin her yatırım talebini reddettiği geçmiş tutumları hatırlatılan muhalefet temsilcilerinin bugün Akay’a alkış tutması, meclisteki siyasal dengelerin partiler üstü değil, partiler arası çıkar ittifaklarına dönüşebildiğini gösterdi. CHP’li meclis üyeleri, Akay’ın kişiselleştirilmiş çıkışına rağmen dosyayı teknik usule uygun değerlendirmeye yöneldi. Grupta çoğunluk, ilke ve içtihat birliğini koruyarak önergeyi komisyonda tartışmaya açmayı tercih etti. Bu yaklaşım, partinin kurumsal omurgasını korumakla kalmadı, aynı zamanda “her sese rağmen parti düzeni” ilkesine sadık bir mesaj verdi. CHP içinde hiçbir meclis üyesi, ilçelerin ihtiyaçlarını görmezden gelme lüksüne sahip değil. Ancak mesele, hangi dosyanın hangi dille savunulduğu ve hangi zeminde ele alındığıdır. Parti kültürü; bağırarak, suçlayarak ve mecliste kutuplaşma yaratarak değil, ortaklaşarak ve iç hukuku gözeterek yönetmeyi öngörür. Vahap Akay’ın çıkışı bu geleneğin dışındadır. Meclis çoğunluğunun ve kamuoyunun CHP’li temsilcilerden beklentisi, daha fazla empati, daha fazla açıklık ve daha fazla sorumlulukla hareket etmeleridir. Eleştiri elbette demokratik bir haktır; ancak eleştirinin yönü içeriden dışarıya değil, dışarıdan içeriye dönerse, bu yalnızca partinin değil, halkın güvenini de sarsar. Vahap Akay’ın bu son çıkışı, teknik bir gündem maddesinden çok daha fazlasına işaret ediyor. Siyasi öfkeyle kurumsal akıl arasında tercih yapma eşiğine gelen CHP meclis grubu, bu sınavdan ilkeli bir duruşla çıkmayı başardı. Ancak soru hâlâ ortada: Bu tarz çıkışlara daha ne kadar tahammül gösterilecek?



